 | En karmaşık duyguları, düşünceleri bile dantel gibi işlemişken sözcüklerle, ‘’Hadi anlat bakalım kendini…’’ monologunda kalemim kıpırdayamaz oldu ne hikmetse… Başlamak lazım bir yerden illaki… Hadi bakalım… | Soğuk bir 24 Aralık günü, anneciğime çektirdiğim bütün eziyetler sonrasında almışım ilk nefesimi. Doğumum bile olaylar arasında gerçekleşmiş. 1980'lerde… Ailemin ilk çocuğu, ninelerimin ve dedelerimin en kıymetli ilk torunu. Eh haliyle pek bir şımarık yetiştim… Kocaman sevgiler sığdırdım duygusal yüreğime. Rabbimi sevdim, hayatı sevdim, duayı sevdim, insanları sevdim… Ne kadar çok paylaştıysam bu muhteşem duyguyu, o kadar çok geri yansıttı dağıttıklarım. Tüm güzelliklerim sevmekle başlayacağına her zaman inandım… Adaletimi korumaya çalıştım her şartta. Kendimce başarılıda oldum. Eğer bir sıfatla anacaksa beni bilenler, isterim ki adaletimle ansınlar… Her biri hayatıma bambaşka güzellikler ve tecrübeler katan pek çok eşim dostum oldu. Görmesem de hissettiğim varlıklarıyla, duymasam da kulaklarımda yankılanan sesleriyle hepsi ayrı ayrı kıymetlidir. Dargınlıklarla uzaklaştıklarımda oldu muhakkak. Ama tüm kırgınlıklarımı azat ettim çoktan. Öğrendim ki sancılarla yaşayarak yorulmaktansa affederek ruhu özgür bırakmaktır kişiyi huzurlu kılan… Aşklar yaşadım en pembesinden… Birbirinden kıymetliydiler, halada öyleler. Az, çok mukayesesi olmadan, birbirinden içten hisler… Bunun yanı sıra hatırlamak istemediklerimde var elbetteki... Yalanlar üzerine kurulan aşklar, aldatılmalar... Bu olaylara karşı bile mücadele vermeye çalıştım. Ama şunu gördüm ki; Aldatan bir insana asla ikinci bir şans vermemek gerekirmiş. Sana karşı öfke duymuyorum, kırgın değilim, kızgın değilim ... Çünkü zaten sen yokmuşsun ! Asıl kızılacak kişi benim ... Küçücük bir toz tanesini bir mücevher sanmışım. Senin ihanetin bana koymadı... Beni kahreden, beni yok eden, beni bin pişman eden tek şey ; Bir aşk yaratmış tek başıma yaşamışım. Sen zaten yoksun ki... Senin neyine yanayım ? Demek gerekirmiş... Aldatan insanlara bakıyorum, hiç bir tanesi hayatının hiçbir anlamında mutlu olamadılar. Olamamışlar, olamasınlarda ! Konuşsam faydasız, sussam faydasız ! Pinokyoyu yapan Gepetto değilim ki, her odun ve kütükten adam yapayım... Ama içlerinden biri var ki… Uzatmayalım derin mevzular bunlar…! Üzüntülerimde oldu elbette, beni kendine küstüren, kimi zaman depremler yaratan benliğimde… Sahip olduklarımın kıymetini öğreten gönül kırgınlıklarım… Beni büyüten sancılarım… Sabretmeyi öğreten uykusuz gecelerim… Bilir misiniz ki sabır arı gibidir, önce sokar ama sonra balını verir. Sabrettim ve hür bıraktım benliğimi tüm acılardan… Öldürmelerse daha da güçlendirdiler demektir. Kangren hislerin, düşüncelerin, inançların, anıların hepsini salıverdim geride bıraktığım şehrin dağlarından… Sadece iyilikleri, güzellikler taşıdım valizimde bu günlerime. Şimdilerde ise hayatın tamda ortasında, keyifle izliyorum küllerimden yeniden doğuşumu…
Can Eser 22.10.2009
|
|
Seslendirdiklerim...
|
|
|
Şu anda 1 konuk çevrimiçi
 | Bugün | 2 |  | Dün | 10 |  | Bu Hafta | 12 |  | Bu Ay | 62 |  | Tümü | 10674 |
...
Facebook

|